Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for the ‘SON YAZILAR’ Category

Veya izleri sabaha doğru birbirine çıkmış çakışık iki rüya

 

Şair Hüseyin Alemdar

Şair Hüseyin Alemdar
Fotoğraf: Ali Asker Barut

 

Yerin ve göğün bütün gerçekleri için

Gökkubbedeki bir büyük yalnızlığın yankısı içinde kalanlara

 

 

Ara ara yazarım ben Yüzüm Bir Kentin Anı Defteri’ne. Ne zaman açsam bu defteri ani bir çağrışım ile aklıma gelen bir ölüyü gömme töreninde, bir çocuğun sünnetinde indirilen Muhammed’in Külü töreninde, bir doğumda, bir kız istemede, bir söz bir nişan toplantısında, Cemlerde, On İki İmamlar, Hızır günlerinde kendi talibleri ile bir araya gelen pîrlerin ve rayberlerin Hak, Muhammed ve Ali adına ceplerinden çıkarıp açılan defterleri olur. Bir yol defteridir pîrlerin rayberlerin (Ben dualar ile karşılanan sabah ve akşamlardan, ışığını yeryüzüne yeni atmış güneş, ay ve milyon yıldızların önünde saygılı duruşlarından, yanında hasta çocuğu elinde külün altından yeni çıkardığı sıcak kömbesi ile büyük bir taşın önünde pîri ile karşılaşan ve bu karşılaşmadan duygudan kalbi taşan talibin temiz kalp ve niyetinden, bir elinde havlu tutan eline su döken çocuğun yüzüne okunan sabahın en erken dualarından, haneye girmeden önce öpülen kapının girişi ve dualarla geçilen duvarlardan, uzak talibler uzak sevdikleri dostlar için kalplerinden ve ağızlarından eksik etmedikleri iyi söz ve dileklerden bir tanık olarak geçtim yanlarından)  ceplerinden çıkardıkları bu defterler. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

 Güneşin Üşüdüğü Yer

Soldan sağa: Ali Asker Barut, Erdal Alova, Turgay Fişekçi

Soldan sağa: Ali Asker Barut, Erdal Alova, Turgay Fişekçi

Artık uykum bir kuşunki kadar hafif. Oğlumun öksürükten boğulur gibi olduğu geceler kaç kez sabahladım. Hâlâ bazı geceler, korka korka yatağına yaklaşıyorum, nefes alıyor mu diye. O kabus günleri gözümün önüne geldikçe, tüylerim diken diken oluyor; kollarımın arasında, oğlumun küçücük gövdesi sopsoğuktu. Bacakları, elleri halka halka morluklarla doluydu. Yüreğim hızlı hızlı atıyor, gövdem dal gibi titriyordu korkudan. Oğluma bir şeyler oluyordu. Karımın ağlayarak attığı o günkü çığlığı unutamam hiç! “Andaç! Andaç! Oğlum! Ali, Andaç nefes alamıyor.”

(daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Şair-yazar Ali Asker Barut

Ali Asker Barut. Fotoğraf: Eser Barut

 

https://www.youtube.com/channel/UCpPH7kfGOt_-IHsxi0SMwKg

Read Full Post »

 

 

Şair Behçet Necatigil

Behçet Necatigil

Behçet Necatigil, 28 Temmuz 1970’de Yeni Gazete’de kendisiyle yapılan bir söyleşide can acıtıcı, can acıtıcı olduğu kadar da biraz bir çekingen bir cümle kurar. Der ki: “Geşmişin büyüklüğünü savunuyorum. İlle de bunları konuşmalarla tahkim mi edeyim. Kendi anadilimden kopmuşluğa, yabancılaşmaya bir tepkidir bu.” Aslında hem üniversitede bir hoca olarak hem şair olarak kurduğu yoğun hüzünlü bir cümle, bana çekingen gelmesindeki sebeb, ağzından çıktığı haliyle kalması, yani ne önceden bu cümle için bir hazırlık vardır ne de sonradan gelen cümlenin ileri sürdüğü bu düşünceyle bir bağlantısı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

aliaskerbarut

Ali Asker Barut

Yaratılan büyük bir „nefret zemini“ üzerindeyiz ülkece.

Herkes o „nefret zemini“ üzerinde vicdanını susturmuş,

sadece çalınan savaş tamtamlarına kabartıyor kulaklarını.

Kızgın akıl, tehdit ediyor herkesi „Ya bu taraftansın ya

karşı taraftan“ diyor.

Acının dilini kullanan öfkeli akıl, „Hep şehid olmayı istemişimdir“ diyor.

Sorgulayıcı akıl , „Şu güne kadar ‘çözüm’ diyenler neden şimdi

‘sonuna kadar savaş’ diyor“ diyor.

Acılı vicdan cenaze töreninde “kendi kardeşimi gönderdim,

cesedini alıyorum.

Cumhurbaşkanı bunu bilsin. Ben bunu bu yaşa getirene kadar

ne çektim biliyor mu?“ diyor.

Çaresiz vicdan, „Artık yeter! Artık kan dursun Allahım, cenaze

gelmesin bu evlerimize“ diyor,

yalvarıyor bütün bir çaresizliğiyle. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Soldan: Adil İzci, Ali Asker Barut, Haydar Ergülen, Nazmi Ağıl. Fotoğraf: Eser Barut

Soldan: Adil İzci, Ali Asker Barut, Haydar Ergülen, Nazmi Ağıl. Foto: Eser Barut

Ailemizin en güzel amcasını, en yakışıklı gencini damat verdiğimiz yıllardan sonra Eskişehir bizim için artık bir evdi, en azından bir amca demekti de, o amcanın bayramlardan bayramlara bize attığı tebrik kartları, o tebrik kartlarında uzak bir şehirde oturan güzel gülümseyen rahat insanlara akrabaları gözüyle bakan bir çocukluk demekti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Eleştirmen Memet Fuat

Şairlerin Memet Abisi

“19 Aralık 2002 Memet Fuat’ın öldüğü tarih” diye bir cümle döküldü durup dururken dudaklarımdan. Kendimi biraz daha yalnız biraz daha fazla “iki akıntı arasında” hissettim bu içimden gelen ansızın cümleyle.

Yaş da geldi yaşlılığa erdi ya, herkese her şeye bir veda gözüyle bakıyorum artık. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »