Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Edebiyat Ortamı’

YA DA AH Kİ “BU TAHTAYA O KARA SAKAL YAKIŞMIYOR”

 

                                                          İlhami Çiçek için ağır bir ağıt

                                                         Göğe ekilen bütün gencölenlere

 

İlhami Çiçek:  Bir gamevinden çıkıp bir şiir bahçesine yürüdü

Bazı ölümlere, gencölmelere dili dönmez insanın. Bazı ölümler karşısında bütün büyük büyük kelimeler kifayetsiz kalır! Gökyüzü de yeryüzü de ikisi arasında bir büyük yalnızlıkla bir büyük çığlık olarak kopan insan da lâl olur bu erken, bu gencölmelerle. Bazı ölümler ki… Ah! Öyle çok erkendir ki…

Öldüğünde kırk iki yaşında olan oğlu Şeyh Gâlib’i kolları arasına alarak bir tahtaya, teneşire babası Mustafa Reşîd Efendi’nin uzatırken dediği gibidir:  “Ah oğul, bu tahtaya o kara sakal yakışmıyor!” Ölüm en çok bir genç insanda yadırganır, en çok bir gencin yüzüne yakışmaz ölüm. O kadar gençtir ki o kadar hayatının daha başında, o kadar daha baharındadır ki yadırganır o ölüm o gençliğe, o genç yüze.

Erken ölen genç giden bir şair ise arkasından kopan bir büyük “Ah”tır,  arkasından bir büyük “Ah”tır dünyaya bize kalan şiirleri! (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »


Ve her çocuğun temiz kalp defterlerinde Ali lirik bir şiirdir

Sezai Karakoç

Nadir şiirler takar bizi peşine. Çok ama nadir şiirler. Peşine düşüp gittiğim böyle bir büyük şiir vardır. Masalsı havası ve kelimeleri ile çarpıldım daha ilk anda, ilk okuyuşta. Daha ilk anda borçlandım o şiire ruhumu. Tozdan topraktan ruhumu çıkardığı için, tozu toprağı aralayıp hakikat defterini önüme koyup açtığı için. Ruhu yücelten havası, destansı ses ve atmosferi, büyük ve samimi söylemi ile büyülenip peşine düşüp gittiğim bu bir büyük şiir “Çocukluğumuz” şiiridir. En çok da içimdeki Ali sevgisine denk düşmesinden, en çok da Ali sevgisini ruhumda tazeleyip yücelttiği için. Eskileri hatıra getirip eskileri hatırlattığı için. (daha&helliip;)

Read Full Post »

YA DA GİZLİ GİDEN BİR YOLUN DELİLİ TESLİM ABDAL

 

1970’lerde iş ekmek için sakallarını tıraş etmek mecburiyetinde bırakılan

Ve hane içinde eşlerinden ve çocuklarından gözlerini kaçırarak mahcup gezen eski pîr ve rayberlere

 

“Ya ben öleyim mi söylemeyince”

Yunus Emre

 

“Bâkiy Hudâ rızâsı”

kalan ancak Allah rızâsıdır

Şeyh Gâlib

 

Ahmet Saltuk

Ahmet Saltuk Dede

Bir yolu bir geleneği yürüyüp bu coğrafyaya bu topraklara bu büyük medeniyete bir görgü ve terbiye kazandıran cümlesinden, omuzlarında gam ve derd yükü ile  geçtikleri dünyaya bir tavır, olgun ve ağırbaşlı bir duruş katanlardan, nefes verip nefes aldıkları bütün canlı ve cansız varlıklar arasında  bu doğadan, yeryüzünden, gökyüzünden renklerine karıştırdıkları ve o büyük yeni rengi sonradan gelen kuşaklara, biz evladlara, torunlara bir huy bir örf, adet, bir görgü ve terbiye olarak ruhumuza, yüzümüze, ağlamamıza, gülmemize, hüzün ve kederimize bir renk olarak  çalan gelmiş geçmiş yerin ve göğün bütün gerçekleri ve erenlerinden, pîrlerden, rayberlerden, dervişlerden Seyyid Nesîmi’den, Şah Hatayi’den, Pirsultan Abdal’dan, Kul Himmet’ten, Yunus’tan, Karacaoğlan Dede’den, Şeyh Galib’ten, Fuzûli’den, Mevlana’dan ve Mevlana’nın “hep külâhlar giyinmiş bir bölük halk”ından,  Anadolu’ya “Gel ha gönül havalanma/Engin ol gönül engin” diyerek insan olmanın baş öğüdünü veren bir iç disiplincisi bir gönül üstadı Teslim Abdal’dan, Dadaloğlu’ndan, bunlardan yola çıkarak bütün bir büyük geçmişi ve medeniyeti sesleri ile bize hatırlatan Ruhi Su’dan, Muharrem Ertaş’tan, aldığı Anadolu terbiyesi gereği babasının ayaklarının altına gömülmesini vasiyet eden oğul Neşet Ertaş’tan,  Aşık Veysel’den, Berçenekli Aşık Mahzuni’den, Feyzullah Çınar’dan, Ahmet Aslan’dan, Mikail Aslan’dan, Aynur’dan, bu büyük birikimi şiir sanatlarının terbiye ve görgüsüne katan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Nâzım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Orhan Veli, Ahmed Arif, Cemal Süreya, Edip Cansever, Turgut Uyar,  Hilmi Yavuz, Behçet Necatigil, Cahit Zarifoğlu, Arif Ay ve Haydar Ergülen’den Allah râzı olsun.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

YA DA BİR DÜNYA ISSIZI BİR DÜNYA YAPAYALNIZI BİR ŞAİRİN

HAYALİ GÖNLÜME DÜŞMÜŞ PORTRESİ

 

Cemal

Cemal: Yüzü devamlı evsizlik

1938 Dersim harekâtı sonrası…

Tüfekli iki er nezaretinde

Ailesi bir kamyona doldurulduğunda altı yaşındadır Cemal.

Yüzü: Bir gecede evinden sokağından yurdundan edilmiş (olmuş) kadar bir anda kimsesiz

Yüzü: Bir daha içeri alınmamacasına evden dışarı atılmış, karanlığa fırlatılmış kadar bir anda dünya ıssızı dünya yapayalnızı.

Yüzü: Soyadının kırık Kürtçesi (daha&helliip;)

Read Full Post »