Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Necip Fazıl Kısakürek,’

BİR ŞAİRİN BÜYÜK KİMSESİZLİĞİ

YA DA BÜYÜK ŞAİRLERİN ARASINA GÖLGESİ SIZMIŞ

ZARİF BİR ŞAİR PORTRESİ

 

Şair Cahit Zarifoğlu

Şair Cahit Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu’nun fotoğrafına bakıyorum; yüzü: Açılışına sadece kuşlar davetli bir sergi.

Gözleri; nasıl insanın içine kadar bakıyor.

Bakışları; bir duvar bulsa gizlenecek, bir ağaç arkası bulsa saklanacak, olsa bir portakalı siper edecek kendine.

Cahit Zarifoğlu’nun fotoğrafına bakıyorum; „ve alnı geniş“

Fotoğrafına bakıyorum; „ellerinin gölgesi“‚ düşmüş yüzüne.

Fotoğrafına bakıyorum; mintanının içi rüzgârlar dolu.

Cahit Zarifoğlu’nun fotoğrafına bakıyorum;  Ağzı kelimeler dolu

Hep bir güneşin sofrasında,

“Suları anlamış dağları sezmiş bakan” bir abdal bir uygarlık şairi.

Cahit Zarifoğlu’nun fotoğrafına bakıyorum yüzü; Yarısı Cemal de diğer yarısı Sezai Karakoç.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

 

 

Şair Behçet Necatigil

Behçet Necatigil

Behçet Necatigil, 28 Temmuz 1970’de Yeni Gazete’de kendisiyle yapılan bir söyleşide can acıtıcı, can acıtıcı olduğu kadar da biraz bir çekingen bir cümle kurar. Der ki: “Geşmişin büyüklüğünü savunuyorum. İlle de bunları konuşmalarla tahkim mi edeyim. Kendi anadilimden kopmuşluğa, yabancılaşmaya bir tepkidir bu.” Aslında hem üniversitede bir hoca olarak hem şair olarak kurduğu yoğun hüzünlü bir cümle, bana çekingen gelmesindeki sebeb, ağzından çıktığı haliyle kalması, yani ne önceden bu cümle için bir hazırlık vardır ne de sonradan gelen cümlenin ileri sürdüğü bu düşünceyle bir bağlantısı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Eleştirmen Memet Fuat

Şairlerin Memet Abisi

“19 Aralık 2002 Memet Fuat’ın öldüğü tarih” diye bir cümle döküldü durup dururken dudaklarımdan. Kendimi biraz daha yalnız biraz daha fazla “iki akıntı arasında” hissettim bu içimden gelen ansızın cümleyle.

Yaş da geldi yaşlılığa erdi ya, herkese her şeye bir veda gözüyle bakıyorum artık. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Siz bizim acılarımızı gördünüz

Siz bizim acılarımızı anladınız

Ben size teşekkür ederim Necip Fazıl,

ali asker barut

Ben bu mektubu daha önce de hayal ettim, daha önce de içimden defalarca yazdım size sevgili, kıymetli şair. Ben bu mektubu sizin 1950’lerde kaleme alıp yayımladığınız ve her biri nazarımda bugüne, bugünün vicdan ve merhamet sahiplerine yazılmış ve içinde  ”Ovacık Kaymakamlığından ayrıldıktan bir saat sonra jandarmalara öldürtülen ve koynundaki 6 bin lira da iki alakalı idare amiri arasında taksim edilen Hozat’ın Karaca köyünden Cafer oğlu Kasım”, ‘Şekspir’in hayaline bile taş çıkartacak, bir vaka” dediğiniz “Süngülenerek öldürülmüş annesinin rahminden düşerken başka kadınların görüp çıkarttığı ve daha anne karnındayken devletten aldığı süngünün yarasını hayat boyu bir derin iz olarak topuğunda taşıyacak olan Besi bebeğin”  ve “Öğretmen olarak Trakya`ya gönderilmiş, orada evlenerek 3 çocuk sahibi olmuş Hozat`ın Dolantanır köyünden Veli isimli gencin, tatilini geçirmek üzere geldiği erkekli ve kadınlı, çocuklu ve ihtiyarlı doğranmış köyünde kendisi, karısı ve çocuklaryla aynı akıbete uğrayarak cesetlerinin yakılması” ile “Mazgirt Tersemek nahiyesinin deresinde 20 çocuğu öldürme emrini yerine getirmeye hiçbir görevli yanaşmayınca en kara yüzlü çingenelerden daha karanlık suratlı bir adam bulunarak  dere içinde titreşe titreşe bekleyen işi bitirilen 20 mâsumun” hikayelerinin olduğu mektup olan yazılarınıza teşekkür etmek için kaleme alıyorum. Teşekkür ediyorum çünkü çocukluğumda dedemin ve nenemin daha sonra anne ve babamın “Kırılan bir camın parçaları gibi dağınık” anlattıklarından dinlediklerim ile sizden okuduklarım birbirini tamamladı, yarısı yırtık bir resmin diğer  yırtık bir yarısını bana verdiniz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Türkiye’nin vicdanı

              Şair Necip Fazıl Kısakürek’e

 

Seyit Rıza ve oğlu

Seyit Rıza ve oğlu

Elazığ Buğday Meydanı’nda

Evvel kurdular darağacımı

Görmesin cinayetlerini diye Tanrı

Olsun beklediler gece karanlığı

Elazığ Buğday Meydanı’nda

Ben sakinim katilim telaşlı

Elazığ Buğday Meydanı’nda

Yüzümde ayın gümüş şavkı

(daha&helliip;)

Read Full Post »

“Aleviler, Haçlı ordularının Anadolu’daki kalıntıları. Anadolu sadece Türk yurdudur. Alevilik ilkelliktir. Bunu herkes kolaylıkla gözlemleyebilir. Aleviler, Haçlı Seferleri başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra burayı terk etmek istemeyen Avrupalılardır” bu sözler, şair İsmet Özel’in katıldığı özel bir televizyon programından sonra gazetelere de yansıyan özel görüşleri.

Bin yıllık kardeşlik deniliyor ne zaman Türklük, Türk kimliği bir saldırı (ki hayali bir saldırıdır bu. Bugün yaşadıklarımız, yaşatılanlar bu şişirilmiş balon korkunun yegane sonucudur) karşısında hissedilse… Bu (hayali) saldırı tehlikesi geçince de etiketleme hemen başlıyor, başlatılıyor ardından yine kendileri tarafından, “sen Alevisin”, “o Kürt”, “bu Süryani” , “şu Ermeni” diye. (daha&helliip;)

Read Full Post »