Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Posts Tagged ‘Serbest yazılar,’

 Külün ve acının diliydik Her söz değiyordu, deşiyordu Derinlerde kalın bir kabuk altında Kalan, el değmemiş eski bir yarayı Hırsla çakan bir şimşekle Bir ağacın ortadan ikiye çatlaması gibi Virane olmuş hanelerimizde bir zaman Bizden yankılanan ahlarla gittik

BÜYÜK BİR HÜZNÜN ORTASINDA BÜYÜK BİR ACININ İÇİNDE: Şanlıurfa’nın Suruç İlçesi’ndeki Amara Kültür Merkezi önünde meydana getirtilen patlamada 31 gencimiz, oğullarımız kızlarımız hayatlarını kaybetti. Başımız sağolsun! Büyük bir hüznün ortasında büyük bir acının içinde simsiyah bir yasla duruyor susuyorum artık!

 Bu bayrağın altında gençlerimizin taşıdığı umut, bu bayrağın altında barış, bu bayrağın altında boyama kitapları, bu bayrağın altında Kobanili çocuklarımıza götürülen oyuncaklar ve kaybettiğimiz gençlerimiz ve evlatlarımızın başka ellere uzatılan elleri, iyi niyetleri ve iyilik dolu kalpleri var.

Bu bayrağın altında gençlerimizin taşıdığı umut, bu bayrağın altında barış duyguları, bu bayrağın altında boyama kitapları, bu bayrağın altında Kobanili çocuklarımıza götürülen oyun ve oyuncakları ve kaybettiğimiz gençlerimizin, evlatlarımızın elleri, iyi niyetleri ve iyilik dolu kalpleri var.

Külün ve acının diliydik

Her söz değiyordu, deşiyordu

Derinlerde kalın bir kabuk altında

Kalan, el değmemiş eski bir yarayı (daha&helliip;)

Read Full Post »

Onurlarıyla, cesaretleriyle, iyi ahlaklarıyla

Erdal Eren

12 Eylül’de daha 17 yaşında ipe çekilmesine ses çıkartamadığımız hepimiz adına asılan oğlumuz Erdal Eren. Onun boynuna geçirilen yağlı iple kırık hepimizin boynu.

Sadece kendileri için değil, sadece kendi annelerinin, babalarının değil ve diğer annelerin ve diğer babaların ve onların evlatlarının da daha uygar daha yaşanılası bir dünyada iyi, insanca bir hayat sürmeleri rüyasıyla gencecik ömürlerini çoka sayarak kötü büyüklere karşı direnmiş iyi ölülerimiz, güzel yüzlü çocuklar, güzel kardeşlerimiz, güzel ağabeylerimiz: (daha&helliip;)

Read Full Post »

sevgili Ergin Günçe,

Fayrap dergisinde yayımlanan oğlun Dadal ile yapılan söyleşiyi İnternette okurken, görmüş oldum ki Frankfurttan hemşeri olmamızın yanı sıra bir benzerliğimiz de seninle kitap yayımlama daha doğrusu yayımlayamama konusuymuş. (daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Bir masada bir adam bir kadınla oturuyor. Kadın belli bir kadın değil, yüz hatları silik. Karşısındayız adamın. Eser ile yan yana olmamıza rağmen fiziksel değil ama manevi, ruhen bir uzaklık var. Bir şeyler az önce yaşanmış. Adam Eser’e bakarak tam o yaşanmış şeyin ardından konuşuyor. “Senin uğruna hıçkırıklarım, gözyaşlarım kalmadı. Bitti artık” Eser’e dönüyorum “Bunları sana söylemiştim ben de” diyorum üzgün bir sesle.  Adamdan çok daha önce bunları kendisi için yaşadığımı Eser’e anlatmaya çalışıyorum. Kapının çalan ziliyle rüyanın tam burasında fırlıyorum. Kapı telefonundan soruyorum “Postacı” diyor, bir kız sesi. İki dakika sonra kapının önünde bitiyor, elinde bir zarfla.

Üstündeki yağmurluğa rağmen sarı saçları, bal rengi kirpikleri, düzgün burnu, mavi gözleri ve beyaz elleri ıslanmış, yağmur içinde. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Sunay Akın, Ali Asker BarutSunay Akın: Şovmen şair. Hollanda’daki okumasıyla ilgili Avrupa Hürriyet Gazetesi’nde çıkan ilan birbiri ardına dizilmiş sıfatlar geçidi: şair yetmemiş, yazar, gazeteci, televizyoncu… Sunay’ın önüne yakışan en iyi sıfat “şair” sıfatıdır ve bu diğer sıfatların hepsinin üstündedir. İlan için ne yazılacağını sorsalar, eminim şair Sunay Akın der, önce. Duyguların antikacısıdır. Oyuncak Müzesi İstanbul’a yazdığı son büyük şiiri olmuştur! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Herkesin ağzında Arap Baharı. Tunusta Mısırda Libyada Yemende şimdi Suriyede başgösteren mitinglerin, protestoların ve halk ayaklanmalarının genel adı oldu Arap Baharı. Bir uyanış bir dirilişten ziyade sıraya konulmuş, gözler önünde tek tek çökertilen İslam ülkeleri. (daha&helliip;)

Read Full Post »

 

Fasulya gibi yaşıyorum son zamanlarda

kuru fasulya gibi

Kuru fasulyanın pilakisi yapılır

benden o da yapılmaz

Yukarıdaki şiir Nâzım Hikmet’in. Altındaki tarih 31 Mayıs 1962. Ölümünden bir yıl önce. Kime okudumsa, Nâzım’ın şiirinin genel havasına çok uzak buldular ve ona yakıştıramadılar bu şiiri. (daha&helliip;)

Read Full Post »

« Newer Posts - Older Posts »