Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mart 2010

Kitap tanıtma yazıları ve bozulan üslup üzerine

Kitap tanıtma yazıları, nicedir ilginç olmaktan çıktı. Zaten bilinen bir şeydi; herkes, tanıdığı yazar, şair için kullanıyordu kalemini. Hoş, yazılardan da anlaşılıyor ya, kitap tanıtıcı (eleştirmen değil), kitaptaki metin, şiirler üzerine değil, daha çok kendi duygu ve düşüncelerinin ekseni üzerine kuruyor kitap tanıtma yazısını. İşin (yazının) içine bütün cinliğini katan, okura (onu aşağlarcasına) ne kadar zeki olduğunu ispatlamak için yazıda her türlü fırsatın üstüne balıklama atlayan kitap tanıtıcı, amuda kalkıp dil çıkaran, motorsikletiyle ince bir telin üstünden geçen cambazları da kıskandıracak numaralar sergiliyor yazısını yaydığı alan üzerinde. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Şiir geldi, şiirsizliğe dayandı

Yaşar Miraç’ın öncülüğünde 1980’lerde kurulan ve ilk yapıtları parasızlıktan hastanelerden toplanan röntgen filmi kağıtlarına basarak ((büyük yayınevlerine, holdingleşen medya patronlarına en anlamlı meydan okuma olarak) yayın dünyasında bir ilki de gerçekleştiren Yeni Türkü Yayınları, “İlk Yapıtlar” dizisiyle Türk şiirine önemli şairler kazandırdı: Barış Pirhasan, Yaşar Miraç, Hüseyin Ferhad, Haydar Ergülen, Muzaffer Özdemir, Adnan Özer, Adnan Azar, Ahmet Erhan, Turgay Fişekçi, Suat Vardal.

Bugün, şiire yön veren, söyledikleriyle şiir tartışmaları açan Türk şiirinin önemli isimleri durumunda her biri. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Yurdundan Kovulmuş İnsanın Şiiri

Arthur Rimbaud. Şiiri, içindekileri kusar gibi yazdı bu kasabalı çocuk. 21 yaşında şiiri bırakarak, zengin olmak hayali ve hırsıyla, Afrika’daki Fransız sömürgelerinde köle ticareti yapmaya başladı. Zengin olmak hayaliyle yanıp tutuşan Arthur, en büyük kötülüğü ise, şair Rimbaud’a yapmıştır. 21 yaşından sonra ne bir daha tek bir dize, ne bir daha tek bir satır. İnanılması güç! İntihar gibi. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Kadıköy Ermeni Kilisesi’nden bir güvercin havalanıyor havaya. Bahariye’ye çıkan yokuşu tırmanıyorum. Geride, Kadıköy İskelesi’ne akşam vapuru yaklaşıyor. İskelenin üstünü dolduran martılardan çıkarıyorum. Cemal Süreya o vapurdan mı inerdi bu (bir) vakitler Kadıköy’e.

Bahariye’nin orta yerine getirip bırakıyor beni, girdiğim dar sokak. Karşımdaki bahçe duvarının üstüne özenle dizilmiş kitaplara takılıyor gözüm. Hepsinin üstünde aynı imza: Nurullah Can. “İnsanlara Doğru”. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Beraberce susmak”tan “susamıyorum”a uzanan çizgide

kırıldı Ahmet Kaya yüreği


Ahmet Kaya, “Beni Bul” kasetini, şiddetli başağrısı şikâyetiyle hastaneye kaldırılan ve salak bir sağlık görevlisinin yaptığı bayat bir iğnenin kurbanı olarak hayatını kaybeden hocam Tevfik Işıktimur’a, “Dost Tevfik Işıktimur’un anısına” diye adadı. 2000 yılında ise Ahmet, sisli Paris’te teslim etti kalbini. Bir ödül gecesinin ardından başlayan serüven Paris’te bitti. Ortaç f(a)illdi. Aynalar Grubu’nun kasetini parçaladım, o gece. (daha&helliip;)

Read Full Post »



Turgay Fişekçi - Ali Asker Barut

Turgay Fişekçi-Ali Asker Barut

Şairlerin en çok sevdikleri yemekler diye bir liste yapıldı mı, hiç bilmiyorum. Bildiğim, Orhan Veli’nin özleyecek kadar salatayı çok sevdiği. Oktay Rifat’ın yemek yapmaktaki ustalığını Cevat Çapan’dan dinlemiştim. Yemek yapmak için mutfağı kimseye bırakmazmış.

Şairlerin en çok sevdikleri yemekler listesini yapmak için eşlerine de başvurulabilir. Akşam yemeğinde ne yerdi Edip Cansever? Metin Eloğlu bakkalın yolunu tutarken, aklında, kimbilir hangi yemeğin malzemeleri vardı? (daha&helliip;)

Read Full Post »